Elimar okurlarına özel bu yazımızda “Kabotaj bölümü nedir” konusunu derinlemesine inceliyoruz.
İzmir’de Denize Bakıp “Kabotaj Bölümü de Neydi Şimdi?” Diye Düşünmek
İzmir’de yaşayınca denizle aranda istemsiz bir bağ oluşuyor. Kimse sana “deniz seni çağırıyor” falan demiyor ama sabah vapur sesiyle uyanınca zaten hayatın yarısı romantik, yarısı karmaşık bir film sahnesine dönüyor.
Ben 25 yaşındayım. Arkadaş ortamında sürekli şaka yaparım ama iş ciddiye binince içimde “acaba ben ne yapıyorum” diye fısıldayan ikinci bir versiyonum var. İşte bu ikili halim, “Kabotaj bölümü nedir?” sorusuyla tanıştığım gün iyice ortaya çıktı.
Çünkü biri bana ciddi ciddi “kabotaj bölümü okuyorum” deyince, beynim kısa devre yaptı.
“Kabotaj Bölümü” Deyince Aklıma Gelen İlk Şey: Denizcilik + Üniversite + Biraz Kaos
O gün Alsancak’ta arkadaşlarla oturuyoruz. Hava hafif rüzgarlı, martılar bile “bugün çok konuşmayalım” modunda.
Arkadaşlardan biri dedi ki:
— “Ben kabotaj bölümü seçtim ya.”
Ben:
— “Kabotaj… ne? Denizcilik mi? Yoksa kabloyla ilgili mühendislik mi? İnternet çekmeyen bölüm mü bu?”
Masada bir sessizlik oldu. Sonra kahkaha patladı.
Ama ben içten içe ciddiyim. Çünkü gerçekten anlamadım.
İşte o an kafamda şu soru büyümeye başladı: Kabotaj bölümü nedir?
Kabotaj Bölümü Nedir? (Ama Ciddi Ciddi Değil, Biraz İzmir Usulü)
Önce şunu söyleyeyim: “kabotaj” kelimesi kulağa sanki eski bir deniz korsanı terimi gibi geliyor. Hani Karayip Korsanları filminde geçse yadırgamazsın.
Ama gerçek hayatta kabotaj, bir ülkenin kendi kıyıları arasındaki deniz taşımacılığı hakkı demek.
Yani Türkiye’de bir geminin İzmir’den kalkıp Antalya’ya yolcu taşıması gibi.
Ama ben bunu ilk duyduğumda şöyle anladım:
“Galiba deniz üstünde iç hat uçuşu gibi bir şey ama uçak yok, tekne var.”
Yanlış mı? Evet. Ama hayal gücü açısından fena değil.
İzmir’de Kabotajı Düşünmek: Vapur, Simit ve Hayatın Garip Dengesi
İzmir’de büyüyen biri olarak vapur benim için sadece ulaşım aracı değil, aynı zamanda hayat terapisi.
Sabah Karşıyaka’dan Konak’a geçerken martılara simit atıp “bugün ne yapıyorum ben?” diye düşünmek günlük rutin.
İşte tam o sırada kabotaj kelimesi kafama takıldı.
Kendi kendime dedim ki:
— “Ben vapura binince kabotaj mı yapıyorum şimdi?”
Sonra hemen cevap verdim:
— “Hayır kardeşim, sen sadece işe gidiyorsun, romantize etme.”
Ama insan İzmir’de yaşayınca her şeyi biraz romantize ediyor, o ayrı.
Kabotaj Mantığını Arkadaş Ortamında Çözmeye Çalışmak
Ertesi gün aynı arkadaş grubuyla tekrar buluştuk. Konu yine açıldı.
Ben bu sefer hazırlıklıydım:
— “Kabotaj bölümü nedir biliyorum artık. Kıyı taşımacılığı falan.”
Arkadaşlardan biri baktı:
— “Aynen ama biraz daha teknik.”
Ben de hemen klasik moda geçtim:
— “Teknik mi? Tamam o zaman ben de ‘deniz versiyonu logistik chaos management’ diyorum.”
Herkes güldü ama ben aslında biraz gerildim. Çünkü içimdeki ikinci ses dedi ki:
“Sen hâlâ tam anlamadın.”
Haklıydı.
Kabotajı Öğrenirken Kendi Kafamla Mücadelem
İnternette araştırınca olay biraz daha netleşti. Ama netleşmek dediğim şey, tamamen netleşmek değil.
Şöyle düşün:
Bir ülke kendi kıyılarında taşımacılık yapma hakkına sahip
Bu hak dış ülkelere kapalı
Deniz ticaretinin iç düzeni gibi
Ben bunu okuduktan sonra şöyle düşündüm:
— “Yani dışarıdan biri İzmir’den Bodrum’a yolcu taşıyamıyor mu?”
Sonra kendi kendime cevap verdim:
— “Evet ama bu cümle neden bana mafia işi gibi geldi?”
İç sesim yine araya girdi:
“Sen konuyu biraz fazla dramatize ediyorsun.”
Haklıydı.
Bir Gün Kabotajı Gerçek Hayatta Görsem Ne Olurdu?
Daha Fazlası İçin: İpek kozası işi nedir ?
Şimdi hayal edelim.
İzmir Alsancak Vapur İskelesi’ndeyim. Elimde kahve var. Bir yandan martılarla göz teması kurmaya çalışıyorum.
Yanımda biri:
— “Bu gemi kabotaj yapıyor.”
Ben:
— “Abi ben sadece karşıya geçmek istiyorum, uluslararası operasyon istemiyorum.”
İşte benim kafamda kabotaj böyle büyüdü: ciddi, resmi ve biraz da gereksiz havalı.
Ama gerçek daha basit.
Ve bu basitlik beni biraz rahatlattı.
Denizcilik Terimlerinin Günlük Hayata Çarpması
İzmir’de yaşayınca bazı kelimeler istemsizce hayatına giriyor:
Vapurlar
Rüzgar
Liman
Gemi
Martı çığlığı
Ve bir gün bir bakıyorsun “kabotaj” diye bir kelime hayatının ortasına düşmüş.
Benim gibi düşünen biri için bu şu demek:
“Tam kafamı toparladım derken yeni bir kelime daha geldi.”
Ama kötü değil aslında. Çünkü insan öğrenince biraz büyüyor gibi hissediyor.
Kabotaj Bölümü Nedir Sorusunun Asıl Komik Yüzü
Şimdi dürüst olalım.
“Kabotaj bölümü” diye bir şey duyunca insanın aklına ilk gelen şey akademik bir bölüm oluyor.
Benim aklıma gelenler:
Kabotaj 101
Deniz Hukuku ama uykulu versiyon
Harita çizip gemi yönlendirme
“Bugün ders: rüzgarla tartışma teknikleri”
Tabii gerçek böyle değil.
Ama benim hayal dünyamda biraz böyle.
Arkadaşlara bunu anlattığımda biri dedi ki:
— “Sen kesin bölüm açsan adını ‘abartı mühendisliği’ koyarsın.”
Güldüm.
Ama düşündüm.
Belki de doğru.
İzmir’de Yaşamanın Kabotajla İlgisi Var mı?
Garip ama var gibi.
Çünkü İzmir’de hayat zaten kıyı kıyı akıyor. Her şey biraz sahil ritminde:
Acele yok
Rüzgar var
Martılar var
İnsanlar biraz düşünceli ama tembel değil
Kabotaj da bana bu düzeni hatırlattı. Kendi içinde bir sınır var ama o sınırın içinde özgürlük de var.
Bunu fark ettiğimde içimden şunu dedim:
— “Tamam, bu konu aslında o kadar da sıkıcı değilmiş.”
İç sesim:
“Sen zaten denizi görünce her şeyi seviyorsun.”
Haklı.
Kabotajı Öğrenince Hayatımda Ne Değişti?
Açıkçası çok şey değişmedi.
Ama küçük bir fark oluştu.
Artık vapura binerken sadece “karşıya geçiyorum” demiyorum.
Bazen içimden:
“Bu da bir kabotaj hikâyesi mi acaba?” diye geçiriyorum.
Sonra kendime gülüyorum.
Çünkü hayatı fazla ciddiye almak İzmir’de bile bazen gereksiz oluyor.
Arkadaşlarla Son Muhabbet
Bir gün yine oturuyoruz.
Ben dedim ki:
— “Kabotajı çözdüm.”
Arkadaş:
— “Nasıl?”
Ben:
— “Deniz içi özgürlük ama kontrollü.”
Herkes baktı.
Sonra biri dedi:
— “Bu tanım hiçbir yerde yok ama kulağa felsefe gibi geldi.”
İşte o an anladım ki, bazen anlamak değil hissetmek önemli.
Sonuç Yerine: Ben, Deniz ve Fazla Düşünen Kafam
Şimdi geriye dönüp bakınca “Kabotaj bölümü nedir?” sorusu bana sadece bir tanım öğretmedi.
Aynı zamanda şunu da gösterdi:
Bazen bir kelime, insanın kafasında bütün bir dünya kurabilir.
Ben hâlâ İzmir’de vapura biniyorum. Hâlâ martılara simit atıyorum. Hâlâ gereksiz fazla düşünüyorum.
Ama artık bir fark var.
O kelimeyi duyduğumda eskisi gibi boş boş bakmıyorum.
Biraz gülüyorum.
Biraz düşünüyorum.
Ve içimden şunu söylüyorum:
“Tamam, bu da hayatın küçük deniz maceralarından biriymiş.”