Elimar ziyaretçileri için hazırladığımız bu makalede “Müdahale Türkçe mi” konusunu sade bir dille anlatıyoruz.
Müdahale Türkçe mi? Günlük Hayatta Dil, Karışıklık ve Benim Zihinsel Trafik Kazalarım
İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım ve kendimi “hayatı çözmüş genç yetişkin” kategorisine koymam gerekiyorsa… muhtemelen yanlış katta dolaşıyorum. Çünkü bazı günler markette sıraya girerken bile iç sesim şöyle diyor:
“Sen buraya neden geldin? Müdahale Türkçe mi, yoksa bu evrende sana özel bir bug mı?”
Evet, bugün konuşacağımız şey tam olarak bu: “Müdahale Türkçe mi?” sorusu. İlk bakışta basit gibi duruyor ama ben gibi fazla düşünen biriysen, bu soru bir anda dil felsefesi + günlük kaos + hafif varoluş krizi üçlemesine dönüşüyor.
“Müdahale Türkçe mi?” sorusunun garip derecede ciddi hissi
Bir gün arkadaş grubunda oturuyoruz. Kahve içiyoruz. Biri telefondan bir şey okuyor ve diyor ki:
“Burada ‘intervention’ kelimesi var, müdahale Türkçe mi?”
Normal bir insan şöyle der:
“Evet, müdahale Türkçe.”
Ben ne yapıyorum?
Bir anda susuyorum. Çünkü beynim o noktada şunu açıyor:
Müdahale Türkçe mi?
Türkçe mi oldu yoksa Türkçe’de mi zaten vardı?
Dil dediğimiz şey ne zaman “bizim” oluyor?
Yan masadaki çay kaşığı bile bana bakıp “abartma” diyor gibi hissediyorum.
Arkadaşım bana bakıyor:
“Ne oldu yine?”
Ben:
“Hiç… sadece müdahalenin Türkçe olup olmadığını düşünüyorum.”
Sessizlik.
O an kafede Wi-Fi bile yavaşlıyor sanki.
İzmir’de gündelik hayat ve kelimelerin gizli isyanı
İzmir’de yaşamak şöyle bir şey: insanlar rahat, hava güzel, ama senin iç dünyan full kaos.
Mesela geçen gün Basmane tarafında yürürken iki turist birbirine bakıp bir şeyler söylüyordu. Hiç anlamadım. Ama iç sesim hemen devreye girdi:
“Bak işte, müdahale Türkçe mi diye sorsan bu insanlar sana ‘biz daha müdahale etmeye gelmedik’ diye bakar.”
Sonra kendime kızıyorum:
“Neden her şeyi dil tartışmasına bağlıyorsun?”
Ama durmuyor.
Çünkü beyin boş durunca saçmalık üretmeye çok müsait bir organ. Özellikle İzmir sıcağında.
Market kasasında başlayan felsefe
Market kasasında sıra bekliyorsun. Önünde biri ekmek almış, arkada biri sakız uzatıyor. Kasiyer “poşet ister misiniz?” diyor.
Ve tam o anda beynim şunu fısıldıyor:
“Müdahale Türkçe mi?”
Kendi kendime:
“Lütfen şimdi değil.”
Ama geç değil.
Çünkü bazen en alakasız anlar, en ciddi düşünceleri doğuruyor. Kasiyer “kart mı nakit mi?” derken ben içimde şu tartışmayı yapıyorum:
Müdahale Türkçe ise, bu bir sonuç mu?
Yoksa Türkçe’nin içine sonradan yapılan bir müdahale mi?
Kasiyer:
“Abi kart?”
Ben:
“Evet… yani… müdahale…”
Kasiyer:
“Ne?”
Ben:
“Kart.”
Arkadaş ortamında dil kazaları
Arkadaş grubunda benim bir özelliğim var: Konu ne olursa olsun 3 dakika içinde absürt bir yere bağlarım.
Bir arkadaş siyaset konuşuyor, diğeri işten dert yanıyor, ben:
“Peki müdahale Türkçe mi?”
Ve o an grup ikiye ayrılıyor:
Normal insanlar
“Onu şimdi neden sordun?” diyenler
Bir arkadaşım direkt diyor:
“Senin beynin sürekli arka planda başka sekme açık yaşıyor.”
Haklı.
Benim zihnim Google Chrome değil, bildiğin 47 sekmeli, 3 tanesi donmuş, biri müzik çalan bir kaos sistemi.
İç sesimle kavga ettiğim anlar
Bazen iç sesimle ciddi tartışıyorum.
İç ses:
“Müdahale Türkçe mi?”
Ben:
“Evet ya, Türkçe.”
İç ses:
“Peki neden bu kadar düşündün?”
Ben:
“Çünkü basit sorular bazen en zor olanlar.”
İç ses:
“Hayır, sadece fazla boş vaktin var.”
Burada kavga bitiyor.
Ama sonra yine başlıyor.
Çünkü iç sesim İzmir trafiği gibi: durmuyor, beklemiyor, sinyal vermiyor.
Gündelik hayatın absürt tercümeleri
Bir gün belediyede bir işim vardı. Evraklar, numara alma, bekleme salonu… klasik.
Sırada biri telefonda:
“Abi müdahale gerekiyor.”
Ve ben o anda refleks olarak içimden:
“Müdahale Türkçe mi acaba?”
Kendi kendime gülüyorum. İnsanlar bana bakıyor. Ben de “hiçbir şey yok” bakışı atıyorum.
Ama gerçek şu:
Benim beynim bazı kelimeleri trigger gibi kullanıyor. “Müdahale” dedi mi, sistem açılıyor.
Bekleme salonu düşünce zinciri
Müdahale Türkçe mi?
Eğer Türkçe ise neden kulağa resmi geliyor?
Resmi kelimeler neden ciddi hissettiriyor?
Ciddiyet neden bizi geriyor?
Ben neden burada bekliyorum?
Sonra anons:
“Numara 47”
Ben:
“Ben 46’ydım ama iç dünyam 102 numara.”
İzmir sokaklarında varoluşsal mini krizler
Kordon’da yürürken denize bakıyorum. Her şey sakin.
Ve iç ses:
“Müdahale Türkçe mi?”
Ben:
“Şu an denize bakıyoruz, lütfen.”
Ama beyin umursamıyor.
Çünkü bazen en huzurlu anlar, en gereksiz soruların sahnesi oluyor.
Yanımda biri:
“Ne düşünüyorsun?”
Ben:
“Dil…”
O:
“Ne dili?”
Ben:
“Hiç… müdahale Türkçe mi diye düşündüm.”
O:
“Sen iyi misin?”
Ben:
“İzmirliyim.”
Kelimeyle boğuşan modern gençlik
Şunu fark ettim: Biz kelimeleri öğrenmiyoruz, onlarla yaşamaya çalışıyoruz.
“Müdahale Türkçe mi?” sorusu aslında basit bir dil sorusu gibi duruyor ama benim kafamda şu:
Dil nerede başlar?
Günlük konuşma nerede biter?
Ben neden bu kadar ciddiye alıyorum?
Sonra bir anda kendime geliyorum:
“Tamam sakin ol, bu sadece bir kelime.”
Ama iş işten geçmiş oluyor.
Zihin çoktan mini bir seminer düzenlemiş:
“Türkçede yabancı kökenli kelimeler ve varoluşsal etkileri”
Katılımcı: Ben
Dinleyici: Yok
Sunucu: İç sesim (fazla heyecanlı)
Arkadaşların sabır testi
Bir gün arkadaşım dedi ki:
“Sen neden her şeyi sorguluyorsun?”
Ben:
“Hayat kısa.”
O:
“E tamam.”
Ben:
“Ama kelimeler uzun.”
O:
“…müdahale Türkçe mi diye sormasan?”
Ben:
“Geç kaldık.”
Ve o an anladım: bazı insanlar için hayat düz çizgi, benim için EKG cihazı gibi.
Son düşünceler değil, sadece başka bir düşünce
Şunu söyleyebilirim: “Müdahale Türkçe mi?” sorusu aslında basit bir şey değil benim zihnimde. Küçük bir kıvılcım gibi başlıyor, sonra İzmir güneşi gibi büyüyor, sonra da insanın aklında gereksiz ama komik bir gölge bırakıyor.
Ama belki de güzel olan bu.
Çünkü bazen hayatın anlamını büyük sorular değil, böyle saçma görünen küçük sorular açıyor. Market kasasında, Kordon’da, belediye sırasındaki o boş anlarda zihnin kendi kendine yaptığı küçük müdahaleler…
Ve evet, fark ettim ki mesele “Müdahale Türkçe mi?” sorusunun cevabı değil.
Mesele, bu sorunun neden aklına düştüğü.