Sorarat Evlilik Nedir? Antropolojiden Günümüze Uzanan Bir Aile İlişkisi Modeli Sorarat evlilik nedir? Temel tanım ve kavramsal çerçeve “Sorarat evlilik nedir?” sorusu ilk bakışta kulağa biraz yabancı geliyor olabilir. Çünkü bu kavram modern şehir hayatında çok sık karşılaşılan bir evlilik türü değil. Ancak antropoloji literatürüne baktığımızda, dünyanın farklı bölgelerinde tarihsel olarak oldukça yaygın bir aile kurma biçimi olduğunu görüyoruz. Sorarat evlilik, en basit tanımıyla bir erkeğin eşinin kız kardeşiyle evlenmesini ifade eder. Bu durum genellikle iki farklı şekilde karşımıza çıkar: Eşin ölümünden sonra onun kız kardeşiyle evlenme ya da bazı toplumlarda eş hayattayken çok eşlilik çerçevesinde bu ilişkinin kurulması. Burada…
Yorum BırakEl Sanatları Günlüğü Yazılar
Elimar olarak bu yazımızda “Sandaloz sakızı başka adı var mı” konusunu masaya yatırıyoruz. Keyifli okumalar! Sandaloz Sakızı Başka Adı Var mı? Geleceğe Dair Bir Başlangıç Okumaya Değer: San Sebastian Sivas tatlısı mı ? İlgili Makale: Sakatat kolesterole iyi gelir mi ? Ankara’da sıradan bir akşam. Kafamda yine aynı döngü: işler, sağlık, gelecekte ne olacağı, bir de sürekli ertelenen küçük kararlar… Son günlerde dikkatimi çeken şeylerden biri de “Sandaloz sakızı başka adı var mı?” sorusu oldu. Basit gibi görünüyor ama ben bazı basit görünen şeylerin gelecekte nasıl büyük dönüşümlere kapı açabileceğini düşünmeden edemiyorum. Bir yandan mutfak dolabında duran doğal ürünleri inceliyorum,…
Yorum BırakMerhaba Elimar okurları! Bugün sizlerle “Poker şans mı” konusunu ele alacağız. Poker şans mı? Gerçekten neye dayanıyor? Bunu da Okuyun: Stres dolaşım bozukluğu yapar mı ? Poker denildiğinde çoğu insanın aklına ilk olarak şans geliyor. Kartların gelişi, masadaki dağılım, o an hangi elin sana geldiği… Dışarıdan bakıldığında her şey tamamen rastlantısal gibi duruyor. Ama biraz derinleşince işin sadece “şans”la açıklanamayacak kadar katmanlı olduğu fark ediliyor. Özellikle “Poker şans mı?” sorusu, sadece bir oyun sorusu olmaktan çıkıp hayata dair bir düşünme biçimine dönüşüyor. Ben Ankara’da yaşayan, 28 yaşında, teknolojiyle iç içe biriyim. Günün büyük kısmında belirsizliklerle uğraşıyorum; kariyer, gelecek planları, finansal…
Yorum BırakOsmanlı-İran Antlaşmaları: İki İmparatorluğun Bitmeyen Satranç Oyunu Değerli Elimar okurları, bu makalemizde “Osmanlı İran ile imzaladığı antlaşmalar nelerdir” konusunda bilmeniz gereken her şeyi derledik. Osmanlı ile İran arasındaki ilişkiyi tek kelimeyle özetlemek gerekirse, “istikrar” kesinlikle o kelime olmazdı. Hatta tam tersine, tarih boyunca sürekli gerilim, araya serpiştirilmiş kırılgan barış dönemleri ve “bu sefer gerçekten bitti mi?” dedirten anlaşmalarla dolu bir tablo çıkar karşımıza. İzmir’den bakınca bile şunu söyleyeyim: Bugün sosyal medyada iki kişi bir konuda tartışsa “bloklaşma” yaşanıyor, Osmanlı ile İran ise yüzyıllarca süren bir bloklaşmayı devlet seviyesinde yaşamış. Ama işin ironisi şu: Her büyük savaşın ardından yine masaya oturulmuş,…
Yorum BırakMüdafi ile Avukat Arasındaki Fark Nedir? Hukuk Dünyasının En Çok Karıştırılan İkilisi Hukuk konuşmayı seviyoruz ama iş detaylara gelince çoğumuzun kafası hızlıca karışıyor. Özellikle “müdafi” ve “avukat” konusu… İkisi de sanki aynı şeymiş gibi anlatılıyor, hatta sokakta sorsan çoğu insan “aynı ya, ikisi de dava bakıyor işte” deyip geçiyor. Ama iş öyle basit değil. Ben İzmir’de yaşayan biri olarak şunu net söyleyeyim: Bu iki kavramın karıştırılması sadece terminoloji hatası değil, hukuk bilincinin de yüzeyde kalmasının bir göstergesi. Ve evet, biraz sert konuşacağım çünkü bu konu “aynı bardakta iki farklı içecek” kadar basit değil; biri her yerde içtiğin suysa diğeri sadece…
Yorum BırakBir Delik Açmanın Düşündürdükleri “Matkabı kim icat etti” konusunda doğru bilgiye ulaşmak isteyenler için kapsamlı bir içerik hazırladık. Bugün Kayseri’nin o keskin soğuğu camdan içeri sızarken elimde eski bir tahta parçasına bakıyorum. Babamın atölyesinden kalma. Üzerinde yılların izi var; çivi delikleri, çatlaklar, yanık izleri… Hepsi bir hikâye gibi üst üste binmiş. Elimi sürünce parmaklarımda hafif bir kıymık hissi kalıyor ama çekmiyorum. Bazen acı bile insana iyi geliyor, hatırlatıyor. O tahtaya bakarken aklıma tek bir soru takılıyor: Matkabı kim icat etti? Bunu ilk kez lise yıllarında sormuştum kendime. O zamanlar hayat daha basitti. Bir şey bozulur, tamir edilir ya da atılırdı.…
Yorum BırakHoş geldiniz! Bu yazımızda “Kına yakmak neden sevaptır” konusu hakkında merak edilen detaylara birlikte göz atacağız. Kına yakmak neden sevaptır? Gerçekten dini bir karşılığı var mı, yoksa kültürel bir alışkanlığı “sevap” diye pazarlamak mı? Net konuşayım: “Kına yakmak neden sevaptır?” sorusu bana sorulduğunda ilk refleksim şu oluyor—bu işin içinde din mi var, gelenek mi var, yoksa ikisinin birbirine karıştığı gri bir alan mı? Çünkü Türkiye’de bazı kavramlar var ki, üzerine “sevap” etiketi yapıştırılınca tartışma otomatik olarak kapanıyor sanılıyor. Ama kapanmıyor. Aksine daha da açılıyor. Ben İzmir’de yaşayan, sosyal medyada gördüğü her şeyi sorgulamadan geçmeyen biriyim. Ve açık söyleyeyim: kına yakmak…
Yorum BırakElimar sayfasına hoş geldiniz! “Kenef kime denir” hakkında hazırladığımız bu özel içeriğin tadını çıkarın. “Kenef kime denir?” sorusunun dil, toplum ve zihin katmanları Sizin İçin Seçtik: Kendini kabul ettirmek ne demek ? Bir kelime bazen yalnızca bir kelime değildir; geçmişin, kültürün ve toplumsal hafızanın sıkıştırılmış hâlidir. “Kenef kime denir?” sorusu da ilk bakışta basit bir tanım arayışı gibi görünse de, içine girildiğinde dilin sertleştiği, anlamın katmanlaştığı ve insanların birbirine bakışını şekillendirdiği bir alan açar. Konya’da yaşayan, mühendislik ile sosyal bilimler arasında gidip gelen bir zihnin içinden baktığında bu kelime hem teknik bir çözümleme ister hem de insani bir sorgulama. İçimdeki…
Yorum BırakTosun Paşa Ne Zaman Çekildi ve Neden Hâlâ Bu Kadar Konuşuluyor? Benzer Konular: Çek davalarında zaman aşımı süresi kaç yıldır ? Türk sinemasında bazı filmler vardır ki, üzerinden onlarca yıl geçse bile gündemden düşmez. Tosun Paşa tam olarak böyle bir film. 1976 yılında çekilen bu yapım, sadece bir komedi filmi değil; aynı zamanda döneminin toplumsal mizahını, sınıf çatışmalarını ve “güç” takıntısını iğneleyen bir ayna gibi. Yönetmen koltuğunda Kartal Tibet’in oturduğu film, Yeşilçam’ın altın döneminde ortaya çıkmış en keskin hiciv örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Ama şunu baştan net söyleyeyim: Bu filmi sadece “nostalji” diye kutsayanlar kadar, tamamen abartıldığını düşünenler de…
Yorum BırakKeklik Gibi Söz Müzik Kime Ait? Bir şarkıyı ilk kez nerede duyduğunuz, çoğu zaman o şarkının kendisinden bile daha kalıcı olur. “Keklik gibi” de benim için tam olarak böyle bir yerde duruyor. Bir akşam Kadıköy’de sahil boyunca yürürken, bir çay bahçesinden yükselen eski bir türkü gibi çalmıştı. Ne telefonuma bakabiliyordum ne de önümdeki kalabalığa odaklanabiliyordum; sadece o melodi vardı. Sonra ister istemez insanın aklına şu soru geliyor: Keklik gibi söz müzik kime ait? Bu sorunun cevabı aslında sadece bir isimden ibaret değil. Çünkü bu tür eserler çoğu zaman tek bir kişiye değil, bir kültüre, bir hafızaya ait oluyor. Ama yine…
Yorum Bırak